27 Ocak 2013 Pazar

Gel'sen

Ağlıyorum. Yanıyorum. Acıyorum.
Belki biraz daha istiyorum. Diliyorum. Senden..
Ve sen..
Orada, uzakta. Hem de benden uzakta.
Belki mutlu lakin bensizken..
Ne yaşıyorsun, ne ölüyorum.
Ben burada şarkılar yazarken, sen başkalarını dinliyorsun.
Sildiklerim senden öncesiydi ki seninle sildim onları ben.
Seninle olanları nasıl, kiminle sileyim onu da söyle madem.
Öyle git.
Ya da gitme.
Gel.
Özledim seni.
Ben bu özlem denen şeye hiç alışamadım.
Biraz gel.
Çok az daha..
Bu kadar.

22 Ocak 2013 Salı

BİR AYRILIŞ HİKAYESİ

Böyle şeyler ancak hikayelerde olurmuş dedi biri.

Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya
çıldırasıya...
Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,
yüzde hudutsuz kere yüz...
Kadın erkeğe dedi ki:
-Baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
Şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana..
Ve ben artık
biliyorum:
Toprağın -
yüzü güneşli bir ana gibi -
en son en güzel çocuğunu emzirdiğini..
Fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olan parmaklarına
başımı kurtarmam kabil
değil!
Sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak..
Sen
yürümelisin,
beni bırakarak...
Kadın sustu.
SARILDILAR
Bir kitap düştü yere...
Kapandı bir pencere...
AYRILDILAR...